ESKİŞEHİR
1.4.2009 · Kategori: Yurttan
Bugünkü Eskişehir ili, Eski ve Orta çağlarda Yunanca Dorylaion, Latince Dorylaeum ismi ile tanınan bir kentti. Arap kaynaklarında ise şehrin adı Darauliya, Adruliya ve Drusilya olarak verilmiştir. Dorylaion, antik kaynaklarda önemli yolların kavşak noktasında kaplıcaları ile ünlü, ticaret ile zenginliğe kavuşmuş bir Frigya (Phrygia) şehri olarak geçer ve şehrin kurucusu olarak Eretrialı Doryleos gösterilir.
Özellikle Bizans çağında önem kazanan kentte imparator Justinianos'un yazlık sarayının varlığından söz edilir. 19. yüzyılda birçok gezgin ve bilim adamı, bölgeye yaptıklan gezilerin ve araştırmaların sonucunda Eskişehir'in 3 km. kuzeydoğusunda, Porsuk Çayı'nın kuzeyinde yer alan bugünkü adıyla Şarhöyük ören yerinin antik Dorylaion şehri olduğunu saptamışlardır. Burası 17 m. yüksekliğinde, 450 m. çapında Orta Anadolu'nun orta büyüklükteki höyüklerinden biridir. Burada 1989 yılında itibaren Kültür Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına Prof, Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip tarafından arkeolojik kazılara başlanmıştır. Halen devam etmekte olan kazılarda, höyükte şimdilik Osmanlı Döneminden ilk Tunç Çağı'na kadar geri giden sürekli bir yerleşmenin olduğu saptanmıştır.
Dorylaion - Şarhöyük, Bizans'ın Selçuklulara karşı korunmasında büyük rol oynamış ancak 1176'da Selçuklu Sultanı II. Kılıçaslan'nın Bizans İmparatoru Manuel Komnenos'u mağlup etmesinden sonra kent, Selçukluların egemenliği altına girmiştir. Bundan sonra uzun bir zaman yıkık ve terkedilmiş olan Dorylaion-Şarhöyük'ün yakınında, harabenin güneyinde yeni bir yerleşme kurulmuştur. W. M. Ramsay'in bildirdiğine göre, büyük olasılıkla Dorylaion harabelerine Eskişehir adı verilmiş ve bu ad o zamandan günümüze uzanmıştır.




Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
Safranbolu - Müze Kent
11.10.2008 · Kategori: Yurttan
Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir. Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın

İlçe yerleşim açısından üç önemli bölüme ayrılmıştır. Eski şehir olarak adlandırılan kısım, birçoğu koruma altında olan ve bazıları müze olarak kullanılan yarı ahşap üç katlı evlerin olduğu kısımdır. Resmi adı Misakı Milli olan ve halk tarafından Granköy olarak adlandırılan Kıranköy ise, 1923 mübadelesinden önce Yunan Ortodoks halkın yaşadığı bölgedir. Bağlar bölgesi ise varlıklı ailelerin yaz aylarını üzüm bağlarında ve meyve bahçelerinde geçirdiği bölgedir.1923'e kadar bağlarda Türk ve Yunan aileler yakın olarak yaşamaktaydılar, 1923'den sonra eski Safranbolu'da yaşayanlar nüfus devamlı olarak bağlarda yaşamaya başlamıştır.
UNESCO 'nun 17 Aralık 1994'de Dünya Miras Listesi'ne aldığı Safranbolu, Türkiye'de bulunan yaklaşık 50.000 korunması gerekli kültür ve tabiat varlığının 1.125'ini barındırır. Bu nedenle, müze kent durumundadır.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 1975 yılında şehri kentsel sit alanı ilan etmesi akademik çevrelerin ilgisini çekmiş ve bu ilgi zamanla Türkiye dışına da taşmıştır.
Turistlerin ilgisi ile 90'ların başından itibaren küçük ve orta ölçekli turistik tesislerin oluşumu başlamıştır ve bu sayede terk edilen konaklar otel ve lokanta gibi yapılara dönüşmüş, anıtsal eserler restore edilmeye başlanmış ve unutulmakta olan el sanatları tekrar canlanmıştır.
Dünya Kültür Mirasına dahil olup sit alanı ilan edilen eski şehir merkezinde 1.008 adet tarihi eser tescil edilmiştir. Bunlar; 1 özel müze, 25 cami, 5 türbe, 8 tarihi çeşme, 5 hamam, 3 han, 1 tarihî saat kulesi, 1 güneş saati ile yüzlerce ev ve konaktır. Bunların dışında höyükler, tarihî köprüler ve kaya mezarları da bulunmaktadır.
Yaklaşık 3000 yıllık tarihi geçmişinde pek çok uygarlığın yaşadığı şehirde önemli kültürel zenginlikler vardır. Özellikle Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve konaklar ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
Safranbolu'da her yıl Ağustos ayının ikinci haftasında Uluyayla Şenlikleri, Eylül ayında da Altın Safran Belgesel Film Festivali düzenlenmektedir. 
Alıntıdır
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
Maldiv Adaları
11.10.2008 · Kategori: Dünyadan

Issız adacıklar, mercan kayalıklarında açmış rengarenk çiçekler, ayaklarınızın arasında dolaşan yüzlerce balık ve mis gibi baharat kokusu... Maldiv Adaları, Hint Okyanusu'nda, Sri Lanka'nın güney batısında, bir ucundan öbür ucuna yarım saatte yürüyebileceğiniz 190 adadan oluşuyor. Bunların 202'sinde yaşam var, 56'sı turistik amaçla işletiliyor.

Cocoa Adası
Robinson Crusoe'nun yazarı Robert Louis Stevenson onu "Hint okyanusundaki en ilahi ada" olarak tanımlıyor. Deniz öyle berrak ve kumsal öyle ipeksi ki, kum nerede bitiyor deniz nerede başlıyor, kestirmek zor. Palmiye ağaçlarının gölgesinde dinlenen bir avuç saz bungalow ve yemyeşil bir toprak örtüsü... Kumsalda beyaz mercan ve ahşaptan yapılan bungalow'larda her tür lüks ve konfor var. Ama Cocoa Adası'nda en güzel şey, kumsala ve civardaki mercan göllerine bakan bar olsa gerek. Cocoa'da scuba diving dünya standartlarında. Dalış sporuna başlamak istiyorsanız, yeni hizmete giren Soleni Dive Center'a mutlaka uğrayın.
Banyan TreeVabbinfaru Adası'nda tam ruhunuzu dinlendirebileceğiniz bir yer. Krallara layık cibinlikli yataklar, lezzetli yiyecekler, her saat oda servisi ve sağlık kulübünde güzel bir masaj. Koni şeklinde saz damları olan 48 bungalow, yeşil renkli cam kapılarından meltemi odanıza davet ediyor. Ve tabii yattığınız yerden muhteşem manzarayı seyretme imkanı sunuyor. Odada ahşap mobilyalara ferforje şamdanlar eşlik ediyor.
Doğu yöntemleri ya da Avrupa usulü esansların kullanıldığı terapilerle her şeyden arınmanız mümkün.
Derin su dalgıçlığı, scuba diving ve şnorkelle dalış gibi pek çok su sporu hizmeti veren otelin İlaafathi ve Sangu restoranlarında geleneksel mutfağın lezzetli örneklerini bulabilirsiniz. Maldivler bu özelliğiyle, adeta okyanusla karanın iç içe girmiş olduğu bir yer olma izlenimini ve okyanusun sayısız canlısıyla birlikte yaşıyor olduğunuz hissini verebilir.
Ulaşım: Ülkenin tek havaalanı başkent Male'de uluslararası trafiğe açık havaalanıdır. Ülke küçük adalardan oluştuğundan ulaşımda hep deniz yolu kullanılmaktadır. 100 grostonun üstünde yük taşıyabilen 45 gemiye sahiptir. Bu ülkede ortalama 150 kişiye bir motorlu ulaşım aracı düşmektedir. Motorlu ulaşım araçları genellikle şehir içlerinde kullanılmaktadır.